Öğretmen Forum.Net
Ekim 31, 2014, 05:41:13 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: haberler,ders,sunumları,mevzuat,atamalar,günlük,yıllık,plan,etkinlikler,sınavlar,egzersizler,ders notları
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Galeri Download GoogleTagged Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri  (Okunma Sayısı 145503 defa)
0 Üye ve 24 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gd
Ziyaretçi
« Yanıtla #45 : Aralık 14, 2008, 02:53:49 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır


Sabır Çanağı Taştı

İyi kalpli bir zenginin genç yaşta vefatı üzerine üzüntüden kısa zamanda hanımı da ruhunu teslim etmiş. Tek varis durumundaki kız çocuklarına amcasını vasi tayin etmişler. Kızın amcası zalim çıkmış ve kızın mallarına el koyduktan gayrı bir de kendini hizmetçi gibi kullanmaya başlamış. Yenge bir yandan, yeğenler bir yandan zavallı kızı hem itip kakıyorlar, hem de kendilerine hizmet ettiriyorlarmış. Zamanla çocukcağızı dövmeye de başlamışlar. Bütün ev halkının ayrı ayrı eziyet ve takazalarına, hakaret ve tokatlarına maruz kalan yavrucak her gece yatağına göz yaşları içinde girer olmuş. Öyle sindirmişler ki derdini kimseciklere açamıyormuş.
Yavrucak bir gece yine yastığı göz yaşlarıyla ıslanarak uyuya kalmış. O gece rüyasında Eyyüb peygamberi görmüş ve derdini olduğu gibi anlatmış. Sonunda Hz. Eyyüb onun sırtını sıvazlayıp kendisine sabır tavsiye etmiş ve yeşil bir çanak vererek:
- Evladım, demiş. Bu çanağı gizli bir yerde sakla. Her gün bildiğin duaları oku ve içinden daima "Ya Sabir" ismini vird edin. Ağlayacağın zaman göz yaşlarını bu çanakta biriktir. Çanak dolup taştığı gün inşallah senin de çilen bitecek!
Kızcağız heyecan içinde uyanmış. Bir de ne görsün; yeşil çanak başucunda duruyor. Çanağı saklayıp rüyasından kimseciklere bahsetmemiş.
Zaman su gibi akar derler; kızcağız ne zaman odasına çekilip ağlasa göz yaşlarını bu çanağa döker olmuş. Hayatı gittikçe çekilmez oluyor; ama çanak da bir yandan doluyormuş. Sıcak yemek yüzüne hasret, gittikçe eriyerek ergenlik çağına yaklaşmış. Bir gece öyle çok ağlamış ki çanak ha taştı ha taşacak. O sırada Eyyüb aleyhisselamın sözlerini düşünüp ne olacağını merak ediyormuş. Sabaha karşı amcası kendisini çağırmış ve bütün ev halkıyla birlikte denizaşırı bir seyahate gideceklerini söyleyip tehditkar ve azarlar bir eda ile kulağını çekerek eve göz kulak olmasını, aksi halde canını alacağını söylemiş. Kız acı içerisinde kıvranırken içinden "İnşallah senin de bir canını alan bulunur!" diye geçirmiş.
Mazlumun ahı yerde kalmazmış; o yolculukta ev halkının bindiği gemi batmış ve hepsi boğularak ölmüşler. Sabırlı kızcağız anasından babasından kalan mirasa sahip olduktan başka amcasının da tek varisi olarak her şeyin sahibi olmuş.

Dilimizdeki "sabrımız taşıyor, sabrı taştı, sabrımı taşırma vb." deyimlerin menşei budur. Tahammül sınırlarının zorlandığı anlarda ağzımızdan dökülen bu sözün eskiden ciddi bir yaptırımı varmış ve uluorta değil, nadiren söylenir; ama söylenince de ardında durulurmuş vesselam!...
Kayıtlı
gd
Ziyaretçi
« Yanıtla #46 : Aralık 14, 2008, 02:54:45 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

Cemâziyelevvelini Bilmek

Dilimize yerleşen ve konuşmalarımızda zaman zaman kullandığımız “Biz onun cemâziyelevvelini biliriz” sözü, bir kişinin geçmişiyle ilgili olumsuzluklarını anlatmak anlamını içerir.

“Cemâziyelevvel”, hicri takvimdeki aylardan beşincisinin adıdır. Onu izleyen aya da “cemâziyelâhır” adı verilmiştir.

Bu sözcüklerin aslı, Arapça “cumadu’l-ula” ve “cumadu’l-Ahire”dir. Arabistan’da takvimin yürürlüğe girdiği zamanlarda iki ay boyunca yağmursuzluktan kaynaklar kurumuş, bu duruma bakılarak da bu kuraklık aylarına “cumadu’l-ula” (ilk kuraklık) ve “cumadu’l-ahire” (son kuraklık) adları verilmişti.

“Cemâziyelevvel” ve “cemâziyelâhır” aylarını, halk arasında “üç aylar” olarak bilinen recep, şaban ve ramazan ayları izler.

“Cemâziyelevvelini bilirim” sözünün kaynağındaki “cemâziyelevvel”in anlamı budur ve sözün öyküsü ise şöyledir:

“Bilinmesi gerektiği gibi, Osmanlılar’da arşivciliğe büyük önem verilir ve devlete ait her belge titizlikle saklanırdı. Şimdiki gibi dosyalama düzeninin olmadığı o dönemde devlet dairelerinde bu iş için çuvallar kullanır ve her aya ait biriken belgeler bir torbaya doldurarak korunurdu. Arşive kaldırılan belgelerin birbirine karışmamasının ve arandığı zaman kolay bulunabilmesinin sağlanması için torbaların üzerine iri yazı ile ait olduğu ayın adı yazılır, bundan sonra torbalar mahzene indirilip, orada sıraya konulurdu.

Yıllardan birinde “cemâziyelevvel” ayına ait belgelerin bir sandığa konulup, sandığın kapağı mühürlenerek belgelerin başka bir yere götürülmesi gerekmişti.

Arşivde görevli dar gelirli bir memur, istenilen belgeyi sandığa boşalttıktan sonra boş torbayı alıp evine götürmüş. Bir süre sonra da yoksulluk nedeniyle bu torbadan kendine bir iç çamaşırı diktirmiş, onu giymeye başlamış.

Torbanın üzerindeki saf bezir işi mürekkep, çamaşırın birkaç kez yıkanmasına karşın çıkmamış ve torbanın üzerindeki “cemâziyelevvel” yazısı, iç çamaşırın arka bölümünde olduğu gibi kalmış.
Bir gün işyerindeki öteki memur arkadaşları, onun iç çamaşırının arka bölümündeki bu “cemâziyelevvel” yazısını görmüşler ve kendi aralarında gülüşmeye başlamışlar.

Bu dar gelirli memur, ilerideki yıllarda daha yüksek okullarda okumuş ve işinde daha yüksek makamlara yükselmiş. Artık kadife astarlı samur kürkler, mücevher işlemeli kaftanlar giyer olmuş. Eski arkadaşları kendisine gıptayla bakmaya ve hatta onu zaman zaman da kıskanmaya başlamışlar.

Bir gün onun başarılarından söz edilirken, onu kıskanan eski arkadaşlarından biri hemen söze karışmış ve “Siz onun bugünkü durumuna bakmayın” demiş. “Biz onun cemâziyelevvelini biliriz.”

“Cemâziyelevvelini bilmek” sözü o günden sonra, herhangi bir kişinin geçmişteki bir kusurunun unutulmadığını “üstü kapalı bir biçimde” anlatmak için kullanılmaya başlandı.
 
 
Kayıtlı
sehzade
Altın Üye
*****

Puan: 69
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 913


« Yanıtla #47 : Mart 15, 2010, 12:20:46 ÖÖ »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

eşşek meselesini hiç tasvip etmiyorum
köyde okurken hocamız okuyun okuyunda babanız gini eşşek olmayın  dedi
babamıza essek dediği acık ortada idi şikayet ettik köy birbirine girrdik
söyle savundu kendini bananız gibi adam olun ama bizim babalarımızın büyük bölümü okumamıstı köylüydü
Kayıtlı

nsrnn
Altın Üye
*****

Puan: 412
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 853


« Yanıtla #48 : Mart 15, 2010, 12:23:56 ÖÖ »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

kötü düşünmeyin öğretmeniniz bilgisini konuşturmak istemiş tir belki
Kayıtlı
sehzade
Altın Üye
*****

Puan: 69
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 913


« Yanıtla #49 : Mart 15, 2010, 12:58:23 ÖÖ »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

hayır ya babam essek dedi..
Kayıtlı

enes gündüz
Yeni Üye
*

Puan: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1

« Yanıtla #50 : Mart 20, 2011, 08:31:15 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

perşembenin gelişi çarşambedan belli olur bunun hikyasini istiyoruzz
Kayıtlı
memo4145
Yeni Üye
*

Puan: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1

« Yanıtla #51 : Mart 01, 2012, 04:55:56 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

bfgfdvcvfdgcvsdv
Kayıtlı
sananem
Yeni Üye
*

Puan: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1

« Yanıtla #52 : Aralık 25, 2012, 09:25:37 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

naber arkedeslerrr sizide beklerımmmmmmmmmmmm
Kayıtlı
hilal585858
Yeni Üye
*

Puan: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1

« Yanıtla #53 : Eylül 22, 2013, 02:27:13 ÖS »


Forum İçeriğimiz Ziyaretçilere Kapalıdır

ya çok yetertsiz yaaaaaaaa
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
  Yazdır  
Otomatik Tag
Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri , öğretmen, eğitim, Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri , okul, eğitimci, Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri , öğrenci, rehberlik, Atasözleri ve Deyimlerin Hikayeleri



 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edebiyatimiz Dilciler Forum Ögretmenler Portalı Bilge Ögretmen Türk Dili ve Edebiyati Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Özel Dersler Okullarımız Öğretmen Blog

Reklam Gizlilik Politikası
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
Site Map | Site Map | Arşiv | Basit Görünüm | Wap | Wap2 | Wap Forum |
| Sitemap
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!


Ekim 26, 2014, 04:33:15 ÖÖ