Hain Keklik

'Hikaye' forumunda Gülizar tarafından 17 Tem 2007 tarihinde açılan konu

  1. Gülizar

    Gülizar New Member

    Şimdi anlatacağımız hikayeye göre, geçmişte Osmanlı Padişahları, tebdili kıyafet ile, yani kılık değiştirerek halkın arasına karışır ve toplumun nabzını tutarlarmış. Yine böyle bir günde Padişah çarşıyı gezmeye koyulmuş. Çarşı, pazardaki çeşitliliği, huzuru ve tebaasının mutluluğunu görmek onunda yüzünü güldürmüş. Derken keklik satan bir kuşçunun tezgahı dikkatini çekmiş…

    Kuşçuya kekliklerin fiyatını sormuş;

    Kuşçu: Kekliklerin tanesi 10 akçedir. Yalnız şurada kafes içinde duran kekliğin fiyatı 300 akçedir.

    Padişah: Neden oradaki daha pahalıdır?

    Kuşçu: Oradaki çığırtkan kekliktir. O kadar güzel öter ve ağlar ki diğer keklikleri etrafına toplar ve diğerlerinin yakalanmasına yardımcı olur.

    Padişah: Al şu 300 akçeyi, ver o kekliği bana.

    Padişah kekliği alır almaz hemen oracıkta kekliğin kafasını koparıp atar. Kuşçu hayretler içinde;

    Kuşçu: Efendi 300 akçe verdiğin kekliği neden öldürdün? Diye sorar. Padişah tebdili kıyafetinden çıkarak şöyle der :

    Padişah: Bu hain bir kekliktir. Kendi cinsine ihanet eden bu kekliklerden daha bulursan bana getir tanesini 500 akçeden alacağım.

    Kuşçu: (Titreyerek) Baş üstüne Padişahım…

    Neticede bir rivayet, bir hikaye olmasına rağmen, insanımızın hainlere karşı hissettikleri ve görmek istedikleri adaletin bu olduğunu düşünüyorum. Kendi milletine gaflet ve dalalet içinde hıyanet edenlerin sonu böyle olmalıdır. Birilerinin yaptıkları masum görünen çığırtkanlıkları, zalim avcılarla işbirliği manasındadır. Kaleye dışardan saldıran zalimlerden daha zalim, kalenin kapısını içerden gizlice açmaya çalışanlardır.

    Nurettin VEREN


    Editörün notu: Başlık düzeltilmiştir.
     
  2. intibah

    intibah Site Yöneticisi

    Ynt: Hain Keklik

    Nurettin Veren seni hain keklik seni :)
     

Bu Sayfayı Paylaş