İçkinin Haram Kılınması, Kullanılması ve Satışından Elde Edilen Kazanç

'Dini Konular' forumunda badem tarafından 13 Kas 2008 tarihinde açılan konu

  1. badem

    badem Guest

    Peygamber Efendimiz (sav) Medîne’ye teşrif ettiklerinde Medîne’de içki içiliyor ve kumar oynanıyordu. Medîneliler Peygamber Efendimiz’e (sav) içkinin hükmünü sordular. Peygamber Efendimiz (sav) de henüz Cenâb-ı Hak’tan bir hüküm gelmediği için sükut buyurdu. O esnada Hazret-i Ömer, “Yâ Rab! İçki hakkında bize açık ve kesin bir beyanda bulun!” diye duâ etti.
    Bir süre sonra Cenâb-ı Hak,

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür." Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan arta kalanı." Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.
    Bakara (219)


    âyetini gönderdi. Bundan sonra bir kısım Müslümanlar içkiyi bıraktılar. Ne var ki, âyet kesin bir hüküm içermediğinden, bir kısmı içmeye devam etti.

    Fakat, içki kullananlar arasında hoş olmayan olaylar oluyor; karşılıklı atışmalar, kavga ve gürültüler eksik olmuyordu. Müslümanlardan birisi akşam namazını kıldırırken, kıraati ters mânâ verilebilecek biçimde yanlış okudu.
    Cenâb-ı Hak çok geçmeden şu âyeti gönderdi:

    Ey iman edenler! sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın...
    Nisa (43)


    Bu âyetin nüzûlünden sonra Müslümanlar çoğunlukla içkiyi bıraktılar. Fakat bir kısmı, “Yâ Resûlallah! Biz namaz vakti yaklaşınca içkiyi bırakırız!” dediler ve içmeye devam ettiler. Bu dönemde namazlardan önce Peygamber Efendimiz (sav), “Sarhoş olanlar namaza yaklaşmasın!” diye nidâ ettirirdi.

    Buna rağmen, içki kullandıktan sonra sarhoşken namaza gelen Müslüman eksik olmuyordu. Hazret-i Ömer’in (ra) hep duâsı: “Yâ Rabbi! İçki hakkında bize açık ve kesin bir beyanda bulun!” yakarışı idi.
    Bir gün bir yemek esnasında içki kullananlar arasında önce atışmalar başladı, sonra yüksek sesle tartışmalar yaşandı, ardından hiç yakışık almayan bir gürültü ve patırtı koptu.

    Bu defa Cenâb-ı Hak, içkiyi kesin bir dil ile yasaklayan şu âyetleri gönderir:

    Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
    Maide (90)

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?
    Maide (91)


    Hz.Ömer(ra) bu ayetleri duyunca "Vazgeçtik ey Rabbimiz vazgeçtik!" diye haykırmıştır.


    Böylece içki bütün Müslümanlara haram kılınmış oluyordu. Peygamber Efendimizin (sav) emriyle bir tellal, “Haberiniz olsun, içki haram kılınmıştır!” diye Medîne sokaklarında yüksek sesle nidâ etti. Nidâyı ve içkinin haram kılınmasını işiten ve hâlâ içkiyi bırakmamış olan Müslümanlar evlerindeki şarap küplerini derhal sokaklara döktüler. Öyle ki, Medîne sokaklarında günlerce sel gibi şarap aktı.

    Bu teşriden sonra Müslümanlar, “Artık içkiden ve kumardan vazgeçtik Rabbimiz!” dediler. İçki ve kumar böylece tamamıyla Müslümanların hayatlarından rafa kalkmış oldu.

    İçkinin kademe kademe haram kılınması, yasağın algılanması ve yerleşmesinde etkili olmuş; Müslümanlar o câhiliye devri alışkanlığını bir anda bırakmışlar ve Allah’ın emrine boyun eğmişlerdir.

    Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu ki: “Muhakkak ki Allah içkiye, onu yapana, yapılan yere, onu içene, içirene, taşıyana, taşıtana, satana, satın alana, onun bedelini ve kazancını yiyene lânet etmiştir.


    İçkinin Oluşturduğu Tahribatlar:


    İçkinin Allah (cc) tarafından haram kılınması ve O'nun Resulü tarafından lanetlenmiş olmasının sebepleri çoktur. Maide suresinin 90. ayetinde görüldüğü üzere içki; şeytan işi bir pisliktir. İnsan vücudunda tahribatlar oluşturur. Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoyar. İnsanlar arasında düşmanlığa yol açar. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Dikkat, şuur ve irâdenin zayıflamasıyla kavgalara, cinâyetlere, âile geçimsizliklerine, nice yuvaların yıkılmasına, nice dostlukların bozulmasına, nice acı trafik kazalarına ve nice âsâyişi ihlâl edici fiillere neden olur.

    İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisâdi hayatta kapanmaz yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla berâber, âile ve çocuklarının hakkını da yemiş olmaktadır. Netice itibariyle içki içmek, hayatına kıymet veren, kazancının değerini bilen, kul hakkını gözeten ve sağlığına önem veren akıllı kimselerin yapacağı şey değildir. Peygamber Efendimiz (sav), “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” buyurmuştur.

    Allah hepimizi içkiden ve onun yol açtığı kötülüklerden muhafaza etsin ve rızkımızı helal kazanç yollarından kazanmayı nasip etsin.
    __________________
    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş