Kalp Süvarisi..

'Tasavvuf' forumunda badem tarafından 15 Kas 2008 tarihinde açılan konu

  1. badem

    badem Guest

    Yüce veli Beyazid-i Bestami Hazretleri (ks) şöyle diyordu bir keresinde:

    "Bir dertli kul idim derman arayan...

    Kalbime bir süvari gibi indim. Bütün ellerimle Hakk'ın kapısını çaldım.

    Bela eliyle çalmadıkça kapı açılmadı.



    Bütün dillerle izin istedim, hüzün diliyle istemedikçe izin verilmedi.

    Bütün ayaklarla O'na giden yolda yürüdüm, yokluk ayağıyla yürümedikçe dergahına varamadım.

    Denildi ki,

    Ey Beyazid!

    Nefsinde boş ol!.. Hiç ol da gel!..

    Yıllarca gayret ettim...

    Bir gün sükut edince baktım ve gördüm ki derdim, dermanım imiş.

    Şimdi sen başlangıç istiyorsan; kalp süvarisi, beden piyadesi ol da yola çık...”


    **********


    Şimdi sen başlangıç istiyorsan; kalp süvarisi, beden piyadesi ol da yola çık...”

    Uzun söze ne hacet, hâl ve söz ehli sözünü söylemiş...

    Bahsedilen, manevi yolculukta ve kutsal için çekilen zahirî ve bâtınî çile ve bu çilenin insanı olgunlaştırması ve Hakk'a ulaştırması hadisesini iyi idrak etmek lazım. Yüce İslam'ı dava edinen Allah dostları, mütefekkirlerimiz ve bu yüce davayı kendine dert edinen ve çilesine talip olan eli kalem tutan büyüklerimize sonsuz müteşekkiriz.

    Bu nokta da büyük dava adamı Bediüzzaman Hazretleri (ks) ve daha nicelerinin yaşadığı çileli hayatı ve günümüz yaşayan Allah adamlarının, Ümmet'in imanı için çektikleri meşakkatler, yazdıkları kıymetli eserler akla geliyor.

    "Ulu çınarlar, fırtınalı havalarda yetişir," diye güzel bir söz vardır hani...

    Değerli yazar Hekimoğlu İsmail "Minyeli Abdullah" romanını yazdığı sıralarda, kendisine; daha önemli İslâmî mevzûlar varken, neden romanla vakit kaybediyorsunuz dediklerinde; "Ben roman yazmıyorum, derdimi yazıyorum" demiş. Ne mutlu!.. Dava şuuruyla dertli olmak, dertlenmek, dert edinmek...

    Bu davanın fikir çilesini çeken, Merhum Üstad Necip Fazıl:

    Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
    Mevsimden mevsime girdim böylece.
    Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
    Fikir çilesinden büyük işkence.

    Derken; bu bağlamda çile ile yoğrulan eserlerin de nasıl kalıcı ve mücadelede kalemin, eli kalem tutan insanların ne kadar etkili ve önemli olduğu mevzusu da ortaya çıkıyor. Bununla ilgili bir anekdot da şöyle:

    Kafkas mücahidi, Şeyh İmam Şamil'in (r.aleyh) bir katibi vardır; Muhammed Tahir el-Karâhî. Şeyh Şamil, onu hiç bir zaman tehlikeli yerlere sokmaz. Ama Muhammed Tahir bu durumdan hiç hoşnut değildir. Bir gün şöyle der:

    "Ya imam! Yoksa bana güvenmiyor musun? Beni de cenk alanına göndersen olmaz mı?

    İmam Şamil ona şu muhteşem cevabı verir:

    "Hayır Tahir!.. Herkes ölse bile sen sağ kalmalısın. Elde kılıç çarpışan savaşçılarımızdan, yitenlerin yerlerine yenilerini buluruz, ama senden başka eli kalem tutanımız yok. Sen savaşlarımızın kitabını yazmayı sürdürmelisin."

    Sözüyle ve kalemiyle bu davaya destek verenlere selam olsun…


    ZEKERİYA MARAL
     

Bu Sayfayı Paylaş