KPDS ve YDS'de en çok kullanılan kelimeler ve anlamları 2

'Dil Sınavları' forumunda Rose tarafından 1 Mar 2008 tarihinde açılan konu

  1. Rose

    Rose Guest

    Fabric: kumaş, doku
    Fact: gerçek, olgu
    Faint: Indistinct donuk, baygın
    Far: uzak; çok
    Fatigue: yorgun, bitkin; yormak
    Fearsome: dehşetli, korkunç
    Feasible: yapılabilir, mümkün
    Feeble: zayıf, kuvvetsiz
    Fever: ateş, hararet; humma
    Firing: Ateşleme; pişirme; işten atma
    Fiscal: mali
    Flawless: kusursuz, defosuz
    Flee from: kaçmak, firar etmek
    Flip: fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah
    Float: yüzmek, su üstünde kalmak, bir şeyi oluruna bırakmak
    Floor: zemin
    Fluctuate: inip çıkmak
    Flushed: kızarmak, utanmak
    Foggy: sisli
    Fool: aldatmak, şaka yapmak, kandırmak
    Foolishness: aptallık, budalalık
    Forecast: tahmin etmek
    Forestall: erken davranıp önlemek
    Fortunate: şanlı, talihli
    Frank: açık sözlü, içten, samimi
    Frightened: korkmuş
    Fume: pis kokulu gaz, yaymak
    Futile: boşuna, beyhude
    Gain: kazanmak, elde etmek
    Generation: kuşak
    Genuinely: hakikaten, gerçekten
    Giggle: kıkırdamak
    Gist: ana fikir
    Gleeful: neşe dolu
    Globe: küre
    Global: küresel
    Goods: mallar, eşya
    Govern: yönetmek, idare etmek
    Governmental: yönetimle ilgili
    Halt: mola, durma
    Hamper: hareketini güçleştirmek, engellemek Hand-held: elde tutlan
    Harmful: zararlı
    Harsh: sert, kaba, haşin
    Harvest: hasat, ürün
    Hasten: acele etmek, ettirmek
    Hazardous: tehlikeli, zararlı
    Heat: ısı, ısıtmak
    Heavely: büyük oranda, şiddetli olarak
    Hectic: heyecanlı, telaşlı
    Hence: bu nedenle, bundan dolayı
    Herd: sürü; ayak takımı
    Hesitate: tereddüt etmek, çekimsemek
    Hide: sakla-n-mak
    Highway: anayol
    Hijacking: hava korsanlığı
    Hike: uzun yürümek; fiyatını artırmak
    Homeless: evsiz
    Honest: samimi, dürüst
    Housing: barınacak yer
    Hug: kucaklamak, sarılmak
    Huge: kocaman, büyük
    Humorous: komik, güldürücü
    Hurl: fırlatmakIgnore: aldırmamak, bilmezden gelmek
    Impartial: yansız
    Imprecise: kesin olmayan, dikkatsiz, özensiz
    Impression: izlenim, etki
    Impromptu: hazırlıksız, doğaçlama
    Improve: ilerletme, geliştirme
    In charged: sorumlu, görevli
    Inadvertent: kasıtsız, elde olmayan
    Incidence: oluş sıklığı, meydana gelme oranı
    Incline: eğilme, aşağı eğilme
    Include: kapsamak, içine almak
    Inconsiderate: başkalarını düşünmez, düşüncesiz
    Incredible: inanılmaz
    Incurable: tedavi edilmez, çaresiz
    Indecisive: kararsız, kesin olmayan
    Indication: anlatma, belirti, gösterge
    Indifferent: kayıtsız, umarsız
    Indispensable: vazgeçilmez, zorunlu
    Indistinct: belirsiz, bulanık
    Induce: kandırmak, ikna etmek
    Industrious: çalışkan, gayretli
    Inflammable: kolay tutuşan, parlayıcı
    Influence: etki
    Initial: ilk, başlangıç
    Insignificant: değersiz, önemsiz, belirsiz,
    Insist ısrar etmek
    Insolent Rude küstah, terbiyesiz
    Inspire telkin etmek, ilham etmek
    Instructive: öğretici, eğitici
    Insult: hakaret etme, hor görme
    Intensity: güçlülük, yoğunluk
    Intention: niyet
    Interfere müdahale etme, çatışma, engelleme
    Interfere with yoluna çıkmak, engellemek, karışmak
    Intermittent kesik kesik, aralıklı
    Intrepid Yılmaz, korkusuz, cesur
    Intricate Complicated karışık, girift
    Investigator dedektif, araştırıcı
    Investment yatırım, sağlanan gelir
    Irrelevant konu dışı, ilgisiz
    Irresponsible sorumsuz
    Issue konu; yayım-baskı
    Item adet, tane; madde; konu-fıkra
    Jam sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham
    Landscape manzara
    Lane dar yol; şerit
    Law hukuk, kanun
    Leading önde olan, kılavuzluk eden
    Leak sızıntı, çatlak
    Lecture ders, konferans
    Liability sorumluluk, yükümlülük
    Limp topallamak, aksamak
    Lingered kolay kolay ayrılmak;
    Litter çöp
    Locate bulunma, bir yerde yerleşmiş olma
    Lofty High yüce, yüksek, azametli
    Lonely yalnız, kimsesiz, tenha
    Look up to Respect hayran olmak, örnek almak
    Luck şans, talih, uğur
    Majority çoğunluk
    Management idare, yönetim
    Manufacture imal etmek
    Means yol, yöntem, araç
    Meddle Interfere karışmak, burnunu sokmak
    Medicine tıp, ilaç
    Meditative Thoughtful derin derin düşünen
    Melt: eri-t-mek, yumuşa-t-mak
    Memorize: ezberlemek
    Mend: Repair tamir etmek
    Merge: birleşmek, içine katmak
    Messy: dağınık, düzensiz
    Mild: ılımlı, hafif, ılıman
    Misty: sisli, bulanık
    Misuse: suiistimal; yanlış kullanım
    Moderate:ılımlı
    Moist: nemli, ıslak
    Mold: şekil vermek, kalıp
    Monster: canavar
    Mud: çamur; iftira
    Mud: çamur; iftira
    Neglect: ihmal etmek
    Negligible: ihmal edilebilir
    Nod: onaylamak, başını sallamak
    Notify: bildirmek, haber vermek
    Notorious: adı çıkmış, kötü şöhretli
    Novelist: romancı
    Object: itiraz etmek
    Objection: itiraz; sakınca
    Obligation: mecburiyet, zorunluluk
    Obscured: saklı, anlaşılması güç,
    Obsess: aklına takılmak, fikri sabit yapmak
    Obstinate: inatçı
    Obtain: sağlamak, elde etmek
    Obvious: açık, anlaşılır, ortada
    Occasion: fırsat, vesile, önemli gün, özel olay
    Occasional: arasıra olan, düzensiz
    Occupation: işgal
    Occupy: işgal etmek
    Occur: olmak, meydana gelmek
    Odorless: kokusuz
    On strike: grevde
    Open-minded: Açık fikirli
    Opinion: fikir
    Orchid: orkide
    Outline: ana hat, taslak
    Output: ürün, verim, çıktı
    Outrageous: nefret uyandırıcı, öfkelendirici
    Overactive: çok aktif, hareketli
    Overburdened: sıkıntılı
    Overdue: vadesi geçmiş, gecikmiş
    Overemphatic: fazla vurgulu, çok fazla çarpıcı
    Overseas: deniz aşırı
    Oversimplify aşırı basitleştirme
    Overturn: devirmek, tepe üstü getirmek
    Owing to: sayesinde; yüzünden dolayı
    Pace: adım, hız
    Pain: acı, sızı, ağrı
    Pale: solgun
    Participate: iştirak etmek
    Partner: ortak
    Passageway: pasaj, geçit
    Pay attention to: dikkatini vermek
    Peculiarity: özellik; ,,,-e özgü olma; tuhaflık
    Percent: yüzde
    Personality: şahsiyet
    Pessimistic: kötümser
    Phony: sahte, düzmece
    Pick up: toplama, devşirme
    Plentiful: bol; bereketli
    Plunge: dalma, fırlama
    Poetic: şiirsel
    Point of view: bakış açısı
    Policy: politika; davranış biçimi; poliçe
    Polish: cilalamak, boyamak
    Poll: oylama, anket
    Pollute: kirletmek
    Postpone: ertelemek
    Praised: övmek
    Precaution: tedbir, önlem
    Precisely: tam olarak; kesinlikle
    Prediction: tahmin
    Premium: sigorta primi; ödül, prim
    Presume: varsaymak
    Pretense: rolüne girme, bahane
    Pretext: bahane
    Prevent: engellemek, korumak
    Preview: ilk gösterim
    Previous önceki, sabık
    Pride gurur, iftihar
    Prior to öncelikli, daha önemli
    Private özel; şahsa ait
    Prodigious Huge, şaşılacak, müthiş, kocaman
    Profilic çok eser veren
    Profound: tam, eksiksiz, derin; bilgili; etkileyici
    Promote terfi ettirmek
    Promotion terfi
    Propose önerme, niyet etme, evlilik teklifi
    Prospects başarı şansı
    Prove kanıtlamak; çıkmak
    Punctual dakik
    Punctuality Being on time
    Purify temizlemek, arındırmak, saflaştırmak
    Pursue peşine düşmek, izini sürmek
    Put off elbisesini çıkartmak
     

Bu Sayfayı Paylaş