Öğretmen atamalarında dünden bugüne yaşananlar

'Okul Öncesi' forumunda imgelem tarafından 28 Ara 2007 tarihinde açılan konu

  1. imgelem

    imgelem New Member

    Mrb. Lütfen okuyun.
    1979–80 yıllarına kadar lise mezunları okul öncesi ve ilköğretimde; üç yıllık eğitim mezunları ortaokullarda, dört yıllık lisans mezunları ise lisede öğretmenlik yapabiliyordu. Sonra Türk Milli Eğitim Temel kanunu değiştirildi ve yaşı küçük olanların da lisans mezunları tarafından eğitilmeleri gerektiği eklendi. Lisans mezunu olmayanların öğretmenlik yolu böylece kapatıldı. Ama pek çok öğretmen bu kritere uymuyordu. Ona da çözüm üretildi. Yazın üç aylık dönemlerle lisans mezunu oldular.
    Sonraki yıllarda sekiz yıllık eğitime geçilmesi döneminde öğretmenlerin fikri soruldu ki eminim öğretmenlerin tümü hep aynı konu üstünde durdular. "Önce alt yapı oluşturulmalıdır." Bu düşünce önemsenmedi. Sekiz yıllık eğitime geçildi. Ortaya çok fazla açık çıkınca şu lisans mezunu hikâyesine de çözüm üretildi. Üniversite mezunları önce kadroya alındı, sonra kısa dönem formasyon verildi. Böylece öğretmenlik ihtisas mesleği olmaktan çıkarılıp "herkesin yapabildiği" yanlış anlaşılmasın, üniversite mezunu "herkesin yapabildiği" bir meslek oldu. Aslında bu konuların arkasına baktığınızda birilerinin çıkarlarını görebilirsiniz. Birçok insanın birçok yakını işsizken öğretmen oldu. Üç aylık yaz dönemlerinde (Bir öğretmenin bir yıl çalışarak edindiği eğitimi üç ayda edindiler?)ve(aranızdaki akademisyenler alınmasınlar sözüm onlara değil, onlar kimler kendileri biliyorlar.)yıllarca çift ücret aldılar.
    Bir dönem 1997–98 yıllarından başlayarak atama isteyen her öğretmenin kaç yıllık öğretmen olduğu gözetilmeksizin branşı iki yıl süreyle iptal ediliyordu. Böylece istedikleri branşa atama yapılabiliyordu. Bir bakanlık yetkilisi şu açıklamayı yapmıştı o günlerde: "Bu Personel Genel Müdürlüğü'nün eğitimde ekonomi uygulaması." Çünkü öğretmen atandığı kadrodaki maaşı ve hakları alabiliyordu. Ön lisans mezunu okul öncesi öğretmeni kız mesleğe, lisans mezunu çocuk gelişimi anasınıfına atanıyordu. Okul öncesine mezuniyetinden dolayı, çocuk gelişimciye kadrosundan dolayı az ödeme yapılıyordu. Tazminatlar verilmiyordu. 24 saat alabilecek lisans mezunu 12 saat ücret alabiliyordu. Üstelik bu tüm branşlarda söz konusuydu. Örneğin: Bilgisayar, vb.gibi. Bu konuda ilk arayışlar 1985–86 yıllarında başlamıştı. Örneğin: Son atanan okul dışında ihtiyaç halinde görevlendirilir deniyordu. Aynı şekilde okul dışına giden öğretmen hak kaybına uğruyordu. Oysa kadrosunun olduğu okulda bir saat dersi olsa hakları kaybolmuyordu ama o bir saat diğer öğretmenlere ücret karşılığı veriliyordu.
    Bu döneme işte aşama aşama gelindi. Şimdi Türk Milli Eğitim Temel Kanununa göre lisans mezunu olmayanlar atanamıyor. Zaten atanması da bence çok düşünülmüyor. Lisans mezunu öğretmene hem maaş hem de ücret ödemek yerine salt ücretle işi götürebiliyorlar. Hem de Türk Milli Eğitim temel kanununa takılmadan.
    Sevgili genç insanların, genç eğitimcilerin bilmesi gereken konu; bu bir strateji, eğitim üstünde politika yapılıyor. Çocuklar ve gençler eğitiliyormuş gibi gösteriliyor. Hak ettikleri eğitim verilmiyor, verilse idi dershaneler var olur muydu? Dershanelerde çıkar politikasının sonucu değil midir? Ekonomi yapılacak son konu bile değildir eğitim. Yabancı dil konusu da politika malzemesidir. Eğer bundan otuz-kırk yıl önce yazılmış Türkçe kitapları bugünün Türkçe konuşan öğrencileri anlamıyorsa kütüphaneler de göstermeliktir.
    Özel eğitim taslak kanunu yayınlandı. Sosyal hizmet uzmanları kıyamet kopardılar. Niye biz yokuz." diye. Şimdi o kanunda "ana-baba eğitimi yaparlar" diye yazıyor. İhtiyaç mı var? Hayır! Tüm okul öncesi ve çocuk gelişimciler ana-baba eğitimi alıyorlar. Ama onlar bu hakkı tepkileri ile aldılar.
    Birçok sitede görüyorum. Düzeyi düşük tartışmalar oluyor. Kız meslek Lisesi ve önlisans mezunları, mezun oldukları son kurumdan dolayı küçük görüldüklerini düşünerek alıngan davranırken; örgün lisans mezunları ise haklarının gasp edildiğini düşünüyorlardı. Oysa sebep önemlidir. Sebepte aslında onları aşan ve aralarında kapışarak çözülecek bir konu değildir.
    Sevgiyle kalın.
     
  2. elayeamber

    elayeamber New Member

    Ynt: Öğretmen atamalarında dünden bugüne yaşananlar

    SEVGİLİ İMGELEM YAZDIKLARINA İLAVE YAPMAK İSTİYORUM MÜSADENLE.KISA BİR DÖNEM ÖNCE COCUK GEL.VE EĞT.BRANŞI İLE OKULÖNCESİ EĞT. Nİ BİRLEŞTİREREK ATAMA YAPTILAR.SANKİ İKİSİ AYNI ŞEY MİŞ GİBİ.BU BÖYLE OLUNCA BRANŞLAR HARMANLANDI.0-6 YAŞ EĞİTİMİ İLE LİSE EĞİTİMİ AYNI MI LÜTFEN.SONRA AYIRMA KARARI ALINCA İŞTE OLANLAR OLDU.COCUK GEL.VE EĞT.ÖĞRETMENİNİ ANASINIFINDA ,OKULÖNCESİ ÖĞRETMENİNİ LİSEDE ÇALIŞMAK ZORUNDA BIRAKTILAR VE ÖĞRETMEN MAGDURİYETİ İLE BİRLİKTE ASLINDA EĞİTİMİ KATLETTİLER.GERÇEKTEN COCUKLARIMIZA VE BİLMEDİĞİ KONUDA EĞİTİM VERMEYE CALIŞAN ÖĞRETMENLERE YAZIK EDİYORLAR.BENDE BU KONUDA MAGDUR BİR ÖĞRETMEN OLARAK HİÇ KİMSEYE DERDİMİ ANLATAMIYORUM.HEPİMİZE KOLAY GELSİN...... :-\
     

Bu Sayfayı Paylaş